Makrobiyotik Beslenme: Zihinsel ve Fiziksel Dengeyi Bulmak

30 Nisan 2019
Makrobiyotik beslenmeyi uygulamak istiyorsanız öğünlerinizi çok verimli bir şekilde düzenlemeyi ve planlamayı öğrenmeniz gerekecek. 

Makrobiyotik beslenme, beslenme yoluyla zihinsel ve fiziksel dengeye ulaşmak isteyen japon felsefeci George Ohsawa tarafından yaratıldı. Aşağıda bu diyetin nasıl yapıldığından, prensiplerinden ve bu diyetin sağlık, hastalıklar ve beslenme açısından ne ifade ettiğinden bahsedeceğiz.

Etimolojik anlamı

Kelime, Yunanca’da büyük anlamına gelen makros ve hayat anlamına gelen bios sözcüklerinden oluşur. Bir yaşam şeklidir.

Birlikte okunduğunda “makrobiyotik” kelimesi düzenli, sorumlu ve dengeli bir yaşam anlamına gelir. Bu yaşam tarzı, beslenme yoluyla kendimizi iyileştirerek sağlıkla uzun yıllar boyunca yaşamamıza yardımcı olur.

Makrobiyotik, felsefi olduğu kadar pratiktir de. Antik prensipler olan yin ve yang’ı güncellemesinin yanı sıra, diyet yapanların bu pratiği takip ederek varolan sorunlarını çözmelerini amaçlar. Makrobiyotik beslenme felsefe ve uygulama arasında bağ kurar.

Makrobiyotik beslenme ile ilgili prensipler

  • Organik meyveleri ve sebzeleri yiyin. Bir başka deyişle içerisinde kimyasal gübre, tarım ilacı ve böcek öldürücü olmayan taze ürünleri tercih edin.
  • Rafine gıda ürünlerini yemeyin (şeker ve sos, hamur işi, donmuş gıda gibi şeker içeren şeyler).
  • Mevsimlik ve milli yiyecekleri tercih etmeye çalışın.
  • Vücudun sindirim sürecine ve besinlerin emilimine yardımcı olmak için yavaş yavaş çiğneyin.
  • Sindirim sisteminin aşırı yoğun çalışıp beyni yavaşlatmasını engellemek için yalnızca aç olduğunuzda yemek yiyin.
  • Yemeklerinizi sakin bir ortamda yiyin. Yemek üzere olduğunuz yiyecekler için şükredin.
  • Günde en fazla üç öğün yiyin. Uyumadan hemen önce veya kalkar kalkmak bir şey yememek gibi belli prensiplere uyun.
  • Egzersiz için, mevsimsel değişimlere alışabilmek amacıyla dışarıyı tercih edin. Böylece hem bu değişimlerin bilincinde olacaksınız hem de havaya dikkat edeceksiniz.
bir kase çilek

Yin ve yang dengesi

Daha önce de değindiğimiz gibi makrobiyotik beslenme, modern beyinlerin anlamasına yardımcı olmak için antik Asya prensibini (yin ve yang) güncellemeyi amaçlar.

Ne yiyeceğimizi seçerken yin özellikleri taşıyan yiyecekler ile yang özellikleri taşıyan yiyecekler arasında bir denge kurmaya çalışmalıyız. Bunlar farklı şekilde yetiştirilirler ve sonuç olarak psikolojik ve zihinsel yapımız açısından farklı bambaşka etkiler yaratırlar.

Yin ve yang yiyeceklerin özellikleri

Yin özelliği taşıyan yiyecekler: Su içeriği yüksek, kısa köklü ve uzun yapraklı bitkiler, kırmızı, turuncu ve sarı renkli hızlı büyüyen bitkiler.

Yang özelliği taşıyan yiyecekler: Su içeriği düşük, bu nedenle daha uzun süre dayanan, yeşil, mavi, çivit mavisi, eflatun renkli, uzun köklü, koyu renkli yapraklı, yavaş büyüyen bitkiler.

Yin ve yang prensibine göre doğadaki her bir element (ahşap, ateş, toprak, metal ve su) kendine has bir aroma yaratır. Bu aromaların her bir yiyecek üzerinde belli bir etkisi veya gücü vardır.

Sağlıklı bir diyet için gereken yiyecekler

  • Biyolojik tam tahıllılar ve türevleri; her zaman organik seçenekleri tercih edin.
  • Esmer pirinç; kabuğunda protein, vitamin ve mineral vardır.
  • Darı, magnezyum ve lesitin açısından zengindir.
  • Karabuğday.
  • Yulaf.
  • Buğdaydan yapılma kuskus.
  • Buğday gluteni.
bezelyeli yemek makrobiyotik beslenme

  • Baklagiller ve türevleri.
  • Soya fasulyesi: Tamamen yüksek biyolojik değeri olan proteinlerle doludur (tofu, tempe, miso, bitkisel kaynaklı süt).
  • Deniz yosunu: Doğal bir az protein, vitamin, mineral ve makrobiyotik beslenme için gereken az rastlanan element kaynağıdır.
  • Kombu, hiziki, wakame, nori.
  • Diğerleri: Susam ve türevleri, çay.

Sağlık ve hastalık

Makrobiyotik beslenmede yalnızca bir tek hastalık vardır ve diğer her şey onun ortaya çıkış biçimleri olarak kabul edilir (bencillik ve benmerkezcilik).

Böylece hastalık, zararlı fazlalıkları (semptomları) yok etmeye çalışarak bir denge kurmaya çalıştığından vücutta doğal bir reaksiyona yol açar. Makrobiyotik beslenme, vücudun hastalığını körüklemeyecek şekilde beslenmekten oluşur.

Sağlık ise karşıt bir terimle tarif edilir: Alçakgönüllülük. Bu diyetin kurucusu olan isim sağlığı ölçmek için 7 duruma bakılması gerektiğini söylemiştir. Her bir durumun aynı ölçüde önemli olduğunun da üzerinde durmuştur.

Sağlık ölçütleri

  • Yorgun hissetmemek.
  • İyi uyumak.
  • İştahlı olmak.
  • İyi bir hafıza.
  • İyi bir ruh hali.
  • Hızlı düşünme ve harekete geçme.
  • Adil olmak.

Sonuç

Makrobiyotik diyeti özetlemek gerekirse, beslenmeyi de içinde barındıran bir grup prensip olduğunu söyleyebiliriz. Amacı hayvansal kaynaklardan gelen tüm gıdaların yerine bitkisel kökenli seçeneklerin geçirilmelisidir.

Ayrıca bitkisel kökenli olan bu yiyecekler organik olmalıdır. Bu yiyecekler yetiştirilirken kimyasal gübreler, tarım ilaçları veya böcek öldürücüler kullanılmış olmamalıdır.

Bunun yanı sıra bu beslenme tipinde şeker, şekerleme, rafine un ve hamur işi de yasaktır. Son olarak bu diyette, yüksek vitamin ve mineral içerikleri sayesinde beslenmeyi zenginleştiren bitkisel kökenli yiyecekleri, günlük beslenme programımıza dahil etmemiz gerektiğinin vurgulandığını belirtelim. Sağlıklı olmanın anahtarı budur.