Avrupa Basketbolunun Geleceği

4 Haziran 2019
Avrupa basketbolunun hala gidilecek çok yolu vardır. Öte yandan, birçok insan bunun daha iyiye doğru değişeceğini düşünmektedir.

Avrupa basketbolunun geleceği için, son birkaç yıldaki gelişime bağlı olarak, büyük ligler, Amerikan rekabet modeline yaklaşmak için yollar aramaktadır. Bu iyi bir durumdur, çünkü bunlar, hem kurumların ekonomik ve finansal istikrarını sağlamlaştırmaya, hem de dünyaca geçerli olmaya birer örnektir. NBA’in konumuna erişmek için, 1958’de FIBA tarafından Avrupa Şampiyona Kupası kuruldu. Tabii ki, bunun futboldaki uygulaması daha başarılı olmuştur.

FIBA Avrupa, başarılı olan UEFA’yı taklit ederek, şu an NBA’in sahip olduğu en iyi dünya ligi tahtına ulaşmayı amaçlamaktaydı. Bu ilk kıtasal rekabet, 1999-2000 sezonuna yani meşhur Avrupa ligi başlayana kadar devam etti. Bu andan itibaren, bugüne kadar sürüklenmiş problemlerin açığa çıkmaya başladığını söyleyebiliriz. FIBA, “Avrupa ligi” ismini 1996’dan beri kullanmasına rağmen, tescil ettirmedi. Bu yüzden, özel bir şirketin, dünyanın en büyük kuruluşlarından birini, yasal bir sorun yaşamadan devralması mümkündü.

Zor Bir Yol

yanan basketbol topu

Bu senaryoda, Uluslararası Federasyonların Avrupa şampiyonası için yeni bir isim aramaktan başka şansı kalmamıştı. Sonuç olarak, sezonda iki yarışma olacaktı: SuproLeague (eski Avrupa Kupası) ve Avrupa ligi.

Bu yarışmalara davet edilen takımlar, ayrıca tartışmaya da katılacak ve ikisine de katılımlarının nasıl bölüneceğini kararlaştıracaklardı.

İki yarış yapılarak, 2000 yazında iki şampiyon oldu: SuproLeague için Maccabi Elite ve Avrupa Ligi için Kinder Bologna.

Bu iki yarışın liderleri, bir araya gelmeleri gerektiğini fark ettiler. Avrupa liginin güçlü duruşuna bağlı olarak, SuproLeague’e katılan takımlar 2000/2001 sezonundan itibaren Avrupa Ligine katılmaya başladı. Bu sayede, FIBA’nın uluslararası lig karşılaşmalarının organizasyonundan sorumlu olduğu bir anlaşma yaptılar – Eurobasket, Mundobasket ve JJOO, bu sırada Avrupa ligi de kıtanın kulüp karşılaşmalarından sorumlu olacaktı – Euroleague ve ULEB.

Rekabet Sistemi

Avrupa basketbolunun gittiği zor yolu kısaca açıkladıktan sonra, rekabet sistemi ve bunun yaşadığı değişimlerden de söz etmek gerekir. Avrupa ligi, bu değişimleri aşamalı olarak, ekonomik karlılığı artırmak amacıyla uygulamaya başlamıştır. Bu da, rekabeti hem takımlar için daha çekici hale getirmeyi, hem de daha çok izleyici çekmeyi amaçlamıştır. Şüphesiz, buradaki uzun vadeli amaç NBA konumuna ulaşmaktır.

Şampiyonlar Ligi Modeli

Başlarda Avrupa’daki en iyi rekabet, 24 takımdan oluşuyordu. Bu takımlar, her grupta altı takım bulunan dört gruptan meydana geliyordu. Her gruptan çıkan en iyi dörtlü, her biri dört takımdan oluşan dört grup olarak ikinci aşamaya geçmiş oluyordu. Her gruptaki ilk ve ikinci takımlar çeyrek finallere katılmaya hak kazanıyordu. Burada da beş oyunda birbirleriyle karşı karşıya geliyorlar ve en iyi olan final turuna çıkıyordu.

Bu model, çok yorucu olmasına ve seyirciler tarafından ilgi çekici bulunmamasına rağmen, on sezondan fazla kullanıldı. Avrupa liginin liderleri, rekabeti geliştirmek için yollar düşünmeye başladı. Bu kişiler, televizyon seyircisi ve, ilk ve dördüncü/final turlarına sahada katılan izleyiciler arasındaki farklardan dolayı, bunu değiştirmeye ikna oldular.

basketbol oynayan adamlar

Karışık Model

Başta, izleyiciler için daha ilgi çekici bir rekabet sistemi arayışı olmasının, Avrupa Ligine katılan takımların sayısına bir etkisi olmadı. İlk durumdaki 24 takım uygulaması ve altı kişilik dört grup olması hala geçerliydi. Öte yandan, ikinci aşamada değişiklik olmuştu, artık sekiz takımdan oluşan iki grup olacaktı.

Bu sistem, sayıca daha fazla ilgi çekici ikili karşılaşma olmasını sağlamış ve sonuç olarak da stadyumlardaki ortalama katılım oranı artmaya başlamıştır.

Avrupa Liginin 2.0 versiyonu da çok uzun süre geçerli kalmadı. Önceki modele göre gözlenen faydalar, Avrupa Liginin doğal olarak izlemesi gereken süreci hızlandırdı.

“Avrupa Süper Ligi” Modeli

Gelişimsel sürecini takiben, lig katılımcılarının sayısı 16’ya indirildi ve dağılımı da şu şekilde yapıldı:

  • Lisans A olarak bilinen, 11 hak kazanan takım.
  • Spor şartlarına bağlı olarak değişiklik gösteren 5 katılımcı – Lisans B, C ve D.

Bu yeni durumda tüm takımlar, hepsi birbiriyle karşılaşacak şekilde, tek bir aşamada rekabet edeceklerdi. Bunun sonucunda, sekiz takım çeyrek finallere çıkacak, dört takım da en iyiyi belirleyen beş oyunun sonucunda, final turunu oynayacaklardı. Bu sistem, 2016/2017 sezonundan itibaren yürürlüğe girmişti.

Geçerli olduğu kısa süre boyunca, her gün meydana gelen ilgi çekici maçlar sayesinde ne kadar etkili olduğunu göstermiştir. 2015’ten beri IMG ile olan anlaşmaya ek olarak, izleyiciler de bu durumu,  harcamalarıyla, ciro artışına hatrı sayılır bir katkıda bulunarak göstermişlerdir.

basketbol potası

Avrupa basketbolunun geleceği

Geleceğe şöyle bir baktığımızda, Avrupa basketbolunun adımları nasıl olacak? Ya da daha doğrusu, Avrupa basketbolu, NBA karşısında bir rakip olabilmek ve Avrupa basketbolunun geleceği için hangi adımları atılmalı? Söz konusu lige yetenekleri çekmek söz konusu olduğunda, Amerikan rakibin ekonomik gücü ana varlığıdır. Eşit olmak, her yıl belli takımlardan oluşan kapalı bir ligin oluşturulması ile olabilir.

Bu format, katılan takımlar için daha fazla kaynak ve sponsor çekebilir. Dolayısıyla, dünyadaki en iyi ligde uzun vadeli olarak yarışmak mümkün olabilir. Bunun, ulusal ligin şu an sahip olduğu gücü azaltacağı doğrudur; burası, asıl rekabet için yarışan takımlar için bir maden olacaktır. Bununla birlikte, bu kapalı lig, Avrupa parlamentosunun onayladığı standartlar belli bir istisna gerektirdiği için rekabet hakkı anlayışına uymakta zorluk çekecektir.